Archive | Ekim 2012

antidepresanlar ” depresyon ” yapıyor…

                                   

içindeki sen ile keyif dolu yolculuğa

hazır mısın?  ” mucize sadece sensin…

 

 

antidepresanlar depresyon yapıyor…

 Antidepresan ilaçlar işe yarar mı? 

Soruyu  bu gün sormak garip bir görünebilir.  , yalnızca  Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 10 milyar dolarlık  komisyonluk satış sektörü. Oysa yıllardır, araştırmacılar yoğun reklamlı ilaçların gerçekten etkili olup olmadığını sorguluyorlar.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden  Prof. Dr. Irving Kirsch, günümüzde depresyon görülme sıklığının en temel sebebinin antidepresan kullanımı olduğunu ileri sürüyor .kısacası antidepresanlar depresif hastalar yaratıyor ” diyor…

AARP  gazetesi’nin  İngiltere’de evinde  Kirsch  ile  bulguları ve bunların yol açtığı  ettik tartışmalara görüşmek üzere  yaptığı röportaj  dan ;

Soru – Sizin çalışmalarınızda antidepresanların  plasebo  dan hiç bir farkı olmadığı sonucu oldukça düşündürmektedir  

Bu nasıl olabilir?

Eğer depresyon tedavi oluyorsanız  Plasebo etkisi çok güçlüdür.Çünkü Plasebo umut sunuyor.

Çalışmalarımız  plasebonun ne kadar etkili bir antidepresan olduğunu göstermiştir ve etkisinin  yaklaşık yüzde 80,oranıdır .

peki nedir mucize ilaç  ” placebo ” ? 


işte hiç bir farmakolojik madde içermeyen sihirli ilaç

” saf suyun  ”  öyküsü;



10 antidepresandan yedisi çöpe“Placebo”nun tıbba girişinin tarihçesi de oldukça ilginç. 2. Dünya Savaşı’nda, Alman işgaline karşı savaşan müttefik askerlerini tedavi eden Amerikalı anestezi uzmanı Dr. Henry Beecher’ın başı bir gün fena sıkışır. Önünde ciddi bir şekilde yaralanmış bir asker vardır ve morfin stokları tükenmiştir. Hasta uyuşturulmadan ameliyata alınırsa ölümcül bir ağrı şoku yaşayabilir ve hayatını kaybedebilir. O çaresizlik ortamında, bir hemşire hastaya elinde çok güçlü bir ağrı kesici olduğunu söyleyerek bir ampul tuzlu su enjekte eder. Ve hasta en ufak bir ağrı ya da acı yaşamadan ameliyat gerçekleştirilir. Bu olay Beecher’ın tıbba bakış açısını değiştirir. Savaş bitiminde Harvard Üniversitesi’ne döner dönmez bu konu üzerine çalışmaya başlar. Bugün araştırmacılar depresyon, ağrı, ülser ve kalp rahatsızlıkları gibi pek çok durumda “placebo”nun yüzde 50-60 oranında işe yaradığını biliyorlar. Dr. Beecher’ın 1955’te Amerikan Tıp Birliği Dergisi’nde konu hakkında yayımlanan makalesinin ardından ilaç deneylerinin niteliği de değişti. Deneylere bir de placebo denek grupları eklendi. 

Placebo etkisinin ilaç firmalarının baş belası olduğu bir gerçek, ama özellikle de psikiyatrik ilaç üreticileri için! Her 10 deneysel antidepresandan yedisi placebo etkisi karşısında yenik düşüyor. Üstelik deneyler ülkelere hatta bölgelere ve kültürlere göre de farklılık gösteriyor. Mesela 90’larda klasik anksiyete ilacı diazepam (valium olarak da biliniyor) Fransa ve Belçika’da placebo’yu alt ederken, ABD’de yenilmişti. Prozac ise ABD’de iyi performans verirken Batı Avrupa ve Güney Afrika’da o kadar da iyi neticeler vermemişti. Antropolojist Daniel Moerman Almanların ülsere yüksek plasebo etki gösterirken hipertansiyona karşı placebo etki göstermediğini ortaya çıkardı örneğin. Çünkü Almanya’da tansiyon hastalığı çok sık rastlanan bir hastalık ve deneklerde iyileşme umudu yok. Bu arada ilaç kapsüllerinin rengi hatta şekli bile placebo etkiyi yönlendirebiliyor. Mesela mavi haplar genel olarak antidepresanlarda rahatlatıcı etkiyi güçlendirirken, İtalyanlarda işe yaramıyor. Çünkü İtalyan ulusal futbol takımının rengi mavi ve mavi onlara daha çok heyecanı hatırlatıyor. 

Placebo etkisiyle ilgili verilebilecek yüzlerce örnek var. Birkaç tanesini haberimize sığdırmaya çalışacağız. 


Aniden iyileşen umutsuz kanser hastası– Yıl 1957. Mr. Wright adında, lenf bezi kanseri olan bir hasta vardır ve durumu çok kötüdür. O kadar kötüdür ki radyoterapi veya kemoterapi bile yapılamaz hastaya. Bir gün doktoru Mr. Wright’a “krebiozen” adlı yeni ve çok etkin bir kanser ilacının çıktığı söyler. Hastaya bir doz bu ilaçtan yapılır. İki gün sonra Mr. Wright yataktan kalkmıştır ve hemşirelerle neşe içinde sohbet etmektedir. Üstelik tümörler de erimeye başlamıştır. 10 gün sonra hasta taburcu edilir. İki ay sonra bir gazete, krebiozen’in hastaların büyük çoğunluğunda etkili olmadığını yazar. Bunu duyan hasta, tümörleri büyümüş ve berbat bir durumda hastaneye geri döner. Doktor yeniden denemeye kararlıdır; yazılanların doğru olmadığını, tekrar hastalanmasının da ilacın tarihinin geçmiş olmasından kaynaklanabileceğini söyler. Yeni ilaçların iki gün sonra gemiyle geleceği bilgisini de ekler. Hasta iki gün boyunca heyecanla bekler ve sonunda bu ikinci doz ilkinden bile daha süratli etki yapar. Üstelik doktor bu kez krebiozen bile değil, saf su enjekte etmiştir. İki ay sonra Amerikan Tıp Birliği krebiozen’in tamamen etkisiz bir ilaç olduğunun anlaşıldığını bildirir. Mr. Wright ise bu haberi okuduktan birkaç gün sonra ölür. 

– 1950 yılında yine ABD’de bir doktor angina pektoris hastalarını sadece kesip dikerek tedavi edebiliyordu.

kaynak – yeni aktüel

PozitifID  Kişisel Gelişim
kişisel gelişimin profesyonel tasarımı  
nefes & holoterapi & nlp uzmanlığı
Reklamlar