Archive | Eylül 2012

yerli kızılderili ve göçebe avrupalılar

yerli kızılderili ve göçebe avrupalılar                     

                                   &

 kızılderililere dair bir  öykü

 

Derler ki, Avrupalılar Amerika’ya ayak bastıktan sonra, bu kıtanın ev sahipleri olan Kızılderililerin Avrupalı anlamda ticaretten habersiz olduğunu gördüler

Ve onlara ticaret ögretmek istediler.

Yaptıkları açıklama gayet basitti:

“Biz size değerli eşyalar vereceğiz, buna karşılık siz de bize kendi değerli eşyalarınızı vereceksiniz.

Böylece sizin daha önce hayatınızd

a hiç görmediğiniz eşyalarınız olacak, biz de evimize sizden aldığımız değerli eşyaları götüreceğiz.”

Bu teklif, Kızılderililere makul geldi. Böylece kıyıdaki küçük ada üzerinde bir pazar yeri açtılar ve Kızılderilileri beklemeye başladılar.

Kızılderililer ticaret alanına avladıkları hayvan postların getirdiler. Beyazlar ise onların gerçekten de daha önce görmedikleri ayna, tarak gibi şeyler getirmişti. Buraya kadar her şey yolunda gidiyordu.

Derken, bir gün iki sarhoş beyaz tartışma sonucunda ticaret meydanında bir Kızılderiliyi öldürdü. Bununla kalmayıp mallarına el koydular. Kızılderililer şaşırmıştı.

Sordular:

“Sizler neden arkadaşımızı öldürdünüz? Buna gerek yoktu ki. O zaten elindeki eşyaları sizlere vermeye gelmişti.”

Beyazların ticarete de kin ve kan karıştırdığını gören yerliler bu ticaretten vazgeçtiler ve o pazar yerini lanetlediler.

Adına da “Man-hot-tan” dediler. Bu söz, yerli dilinde “iki büyük sarhoş adam” anlamına geliyordu.

O günden sonra hiçbir Kızılderili bu bölgeye girmedi. Kızılderililerin bu boykotuna karşılık,

Kızılderililerin deyişiyle Man-hot-tan,

beyazların değiştirdiği isimle de Manhattan ticaret alanı olarak günden güne büyüdü.

Yirminci yüzyılın başlarında Manhattan hem New York’un hem Amerikan ticaretinin, hem de dünya ticaretinin merkezi haline geldi.

Kimse yıllar yıllar önce Kızılderililerin bu bölgeyi lanetlemiş olduğunu hatırlamadı. Hatta, buraya Dünya Ticaret Merkezi ismiyle iki büyük gökdelen dikildi.

Sonra?

Sonrasını biliyorsunuz.

not:

 ve  ,  kızılderli alfabesinden bir örnek

Reklamlar

   şans, kendi mi gelir?…

        şans, kendi  kendine gelir mi?...

bazı insanlar çok başarılı ve bir o kadar da şanslıdır da diğer bir grup ise tam aksi  bir türlü hak ettiği yerde olamazlar  ve  de çok şanssızdırlar ve bu şanssızlığın telaşı yeisi içindedirler…

yalnızca ŞANS üzerine fokuslanan bir araştırma ve sonuç oldukça enteresan,şanssızlık yaka mı bırakmıyor! diyenlere nazire gibi adeta; yoksa siz mi onu giysinizin yakasından çıkartamıyorsunuz?…

elbisenizin her yanı kırış kırışken yalnızca yakanızı mı ütülüyor itina ile kolluyorsunuz,…

işte çarpıcı bir örnek;

……………..

 10 yil önce, sansi arastirmaya basladim. Neden bazi insanlarin hep dogru zamanda dogru yerde oldugunu, digerlerinin ise sürekli olarak sanssizliklarla boğuştugunu merak ediyordum.

 Ulusal gazetelere ilan vererek kendilerini her zaman sansli ya da sanssiz hisseden insanlarin benimle temasa geçmelerini rica ettim. Yüzlerce siradisi erkek ve kadin, arastirmam için gönüllü oldu.

Yillar boyunca, onlarla söylesiler yaptim; yasamlarini gözlemledim ve deneylere katilmalarini sagladim. Sonuçlar gösteriyor ki insanlar, neden sansli ya da sanssiz olduklarini tam olarak bilemeseler de düsünceleri ve davranislari, bu durumu büyük ölçüde açikliyor.

Bir sans ya da bir firsat gibi görünen durumlari düsünelim. Sansli insanlarin bu tür firsatlarla sürekli karsilasmalarina karsilik, sanssiz insanlar bunlarla hiç karsilasmazlar. Bu durumun, insanlarin söz konusu firsatlari fark etme yetenekleri arasindaki farkliliklardan mi kaynaklandigini bulmak için basit bir deney yaptim. Hem sansli, hem de sanssiz insanlara bir gazete verdim ve onlardan gazeteyi iyice inceleyip içinde ne kadar fotograf oldugunu bana söylemelerini Istedim. Gazetenin ortalarinda bir yere, üzerinde su not yazili olan büyük bir mesaj yerlestirdim:

Deney görevlisine bunu gördügünüzü söyleyin; 250 dolar kazanin.” Bu mesaj, sayfanin yarisini kapliyordu ve yüksekligi 5 cm’in üzerinde olan bir fontla yazilmisti. Herkesin yüzünü sabit bakislarla süzüyordum. Sanssiz insanlar, bunu fark edemezlerken, sansli insanlar hemen fark ettiler.

Sanssiz insanlar, genel olarak sansli insanlardan daha gergindirler. Bu endiseli ruh hali, beklenmeyeni fark etme yeteneklerine zarar verir.

 Sonuç olarak, firsatlari kaçirirlar; çünkü baska bir şeyi aramaya aşırı odaklanmışlardır.

Partilere, mükemmel eslerini bulma düsüncesiyle giderler; bu yüzden de iyi arkadaslar edinme firsatlarini kaçirirlar. Belli is ilanlarini bulmaya kararli bir biçimde gazeteleri incelerler ve diger is olanaklarini kaçirirlar.

Sansli insanlar, daha rahat ve açiktirlar. Dolayisiyla, yalnizca aradiklarini degil, orada ne oldugunu da görürler. Arastirmam, sonuç olarak sunu gösterdi:

Sansli insanlar, dört ilke sayesinde sanslarini yaratirlar.

– Sans firsatlarini yaratma ve fark etme konusunda beceriklidirler;

– Sezgilerini dinleyerek sansli kararlar verebilirler;

– Olumlu beklentiler sayesinde dogru çikan tahminlerde bulunurlar

– Sanssizligi sansa dönüstüren esnek bir yaklasim benimserler.

Çalismanin sonuna dogru, bu ilkelerin, sansi yaratmada kullanilip kullanilamayacagini merak ettim.

Bir grup gönüllüden, bir ay boyunca, sansli bir insan gibi düsünüp davranmaya yardimci olacak egzersizler yapmasini istedim.

Çarpici Sonuçlar:

Bu egzersizler, sans firsatlarini fark etmeleri, sezgilerini dinlemeleri, sansli olmayi ummalari ve sanssizliga karsi daha esnek olmalarinda onlara yardimci oldu.

Gönüllüler, bir ay sonra döndü ve neler oldugunu anlattilar. Sonuçlar, çarpiciydi:

Bu insanlarin % 80’i, artik daha mutluydu; yasaminda daha çok tatmin oluyordu ve belki de en önemlisi, daha sansliydi.

Sonuç olarak, asla akla gelmeyecek “sans faktörü”nü bulmustum. Asagida, Profesör Wiseman’in sansli olmak için önerdigi dört temel ipucu bulunuyor :

· Içsel sezgilerinizi dinleyin; normalde dogru çikarlar.

· Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açik olun.

· Her gün birkaç dakikanizi iyi giden seyleri hatirlayarak geçirin .

· Önemli bir toplanti ya da telefon görüsmesi öncesinde kendinizi şanslı olarak hayal edin .

Sans, çogu zaman, dogru çikan bir tahmindir.

Profesör Richard, Wiseman Universitesi, Hertfordshire

Pozitif ID    

Kişisel Gelişimin Profesyonel Tasarımı